28 Şubat 2023 tarih ve 32118 sayılı Resmi Gazete’ de 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu 30’uncu Maddesinin On İkinci Ve On Beşinci Fıkralarında Yer Alan Parasal Sınırların Artırılmasına İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Yayımlanmıştır. Yayımlanan tebliğin amacı, 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 30 uncu maddesinin on ikinci ve on beşinci fıkralarında belirtilen parasal
Hukukumuzda kural olarak, bir kimsenin cezalandırılması için, verilecek cezadan sorumlu olabilmesi için meydana gelen zarardan kusurlu olması gerekmektedir. Buna karşın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunumuz’ da gerekse de özel kanunlar ile bazı durumlara özel olarak kusursuz sorumluluk ilkesi benimsenmiştir. Bu yönden depremzede vatandaşlar meydana gelen zararlarını; inşaat müteahhidi, statik proje sorumlusu, şantiye şefi, inşaat mühendisi,
1- Vefat ve yaralanma nedeniyle açılacak tazminat davaları, 2- Hasara uğrayan taşınmazlar yönüyle hak sahipliği davaları ile zararların tazminine yönelik olarak açılacak olan tam yargı davaları, Hak sahipliği afetzedelerin yıkılan veya ağır hasar gören binalarla olan mülkiyet ilişkilerini ve yeniden yapılacak binadan veya inşaat kredisinden yararlanabilme hakkına ilişkin olup 7269 sayılı yasada düzenlenmiştir. Buna göre
Öncelikle depremde kasko poliçesi bulunan ve enkaz altında kalarak pert (kullanılamaz) hale gelen araçlar için kasko poliçesini düzenleyen sigorta şirketlerine yazılı olarak başvuru yapılacaktır. Şu anda deprem bölgelerinde enkaz altında kalan araçlar toplu halde bir bölgeye çekilmiştir. Kasko şirketine başvurarak söz konusu araçlar için bir eksper ataması yapılarak aracın pert durumu ile ilgili dosya açtırılacak,
Doğal Afet Sigortaları Kurumu yani DASK ile ilgili dava veya tahkim komisyonu başvurularında ilk olarak yapılması gereken DASK’a ihbar yapılarak DASK eksperinin binaya gelmesi ve binanın hasar tespitini yapması gerekir. Hasar tespiti sonrası kısmi ödeme alan yapı sahibi bakiye için başvurusunu yapacaktır. Riskli yapılar listesi hem Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hem de Valilik Çevre ve
Çalışma hayatı, işçi, işveren ve üçüncü kişilerin bir araya gelmesi neden olan ve çeşitli uyuşmazlıkları da beraberin getiren bir sosyal ortamdır. Bu çalışma yaşamın getirdiği uyuşmazlıklar sonucu işçiler bazen fiziksel bazen psikolojik olarak rahatsızlık yaşayabilmektedirler. Şüphesiz ki işyerlerinde işverenlerce işçilere yönelik yapılan performans ve sicil değerlendirmeleri de işçilerin çalışma hayatını psikolojik yönden etkileyen en önemli
İş Kanunu md. 18/1. fıkrası uyarınca, işveren belirsiz süreli iş sözleşmesini, ‘’işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe’’ dayanarak feshedebilir. Görüleceği üzere, madde hükmünde iş sözleşmesinin işletme gerekleri nedeniyle feshedilebileceği hükmedilmiştir. Ancak burada işverenin iş akdinin feshinin, geçerli sebebe dayanma zorunluluğu sadece iş güvencesi kapsamında olan işçiler açısından bulunmaktadır. İş akdinin geçerli nedenle
(KTK 90.MADDE 1 ve 2. FIKRALAR-92.MADDE) Anayasa Mahkemesi 29.12.2022 tarihli kararı ile KTK madde 90’da belirtilen ve ZMS kapsamında olan tazminatlar için Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanmasına karar vermiştir. Nitekim AYM bu kararı 2020 yılında da vermiş ve bu süreçten 04.12.2021 tarihine kadar TBK’nun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanmıştır. Anılan düzenleme sadece
Türk Ceza Kanunu’nun 86. Maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçu, kişinin kasten başkasının vücuduna acı vermesi veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olmasıdır. Kasten yaralama suçunun konusu, mağdurun bedeni veya psikolojik varlığıdır. Kasten yaralama suçu ile korunan hukuki yarar ise kişilerin bedensel veya psikolojik dokunulmazlığının korunmasıdır. Türk Ceza Kanunu’nun 86. Maddesinin 3. Fıkrasında ise
Maalesef ülkemiz 06.02.2023 tarihinde meydana gelen ve 10 ilimizi etkileyen depremle sarsıldı. Hepimiz birer tanıdığını, arkadaşını veya akrabasını ya kaybetti ya da depremden doğrudan etkilenmesine şahit oldu. Bugünkü makalemizde deprem sebebiyle canı veya malı zarar gören vatandaşlarımızın hukuki haklarını anlatacağız. Öncelikle depremde evi yıkılan veya oturulamayacak derecede hasar gören (orta veya ağır hasar) vatandaşlarımızın idare









