4721 sayılı Medeni Kanuna göre, eşler boşanma davasını iki şekilde açabilmektedir. Birincisi anlaşmalı boşanma davası ikincisi ise çekişmeli boşanma davasıdır. Anlaşmalı boşanma davasında eşler boşanmanın bütün sonuçları hakkında bir noktada anlaşmakta ve evlilik birliğini sonlandırmaktadır. Çekişmeli boşanma davasında ise lafzından da anlaşılacağı üzere, tarafların boşanma davasının sonuçları hakkında bir ortak noktada birleşememesi, talep ve haklarını
Evlilik birliğinin sona ermesi ile birlikte, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusuru ile boşanmaya sebep olan taraftan maddi tazminat talep etme hakkı bulunmaktadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 174/1. maddesine göre işbu tazminatı isteyebilmek için boşanma sonucu mevcut veya beklenen menfaatlerin zedelenmiş olması yeterlidir. Tabii ki kusursuz
Bir kişinin uğradığı bir zarar, o kişinin hayatında huzursuzluğa sebep olmuş ve kişiye elem, keder ve üzüntü vermekte ve manevi değerlerine yönelikse; işbu zararın konusu manevi olarak nitelendirilir. Kişilik hakkını oluşturan birtakım manevi değerlere karşı gerçekleştirilen saldırı ve bunların hukuka aykırı bir şekilde zarar görmesinin hukuki sonucu manevi zarardır. Kanun koyucu manevi zararın kişilerde meydana
İşçi ile işveren arasında bağlılık unsuru mevcuttur. İşçinin, işverenin emir ve talimatları doğrultusunda iş görme borcu bulunmaktadır. Bu husus bağlılık unsurundan kaynaklanmaktadır. İşverenin yönetim hakkı ve işçinin iş görme borcu iş sözleşmesinin taraflara yüklediği hak ve borçlardır. İşverenin yönetim hakkı, işverene tanınan iş yerindeki iş sözleşmesi gereğince işçiye emir ve talimat verme durumudur. Taraflar arasında
Bankalar, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun115/3 madde ve fıkraları uyarınca objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumlu olup, banka olmaları nedeniyle de diğer tacirlere nazaran bütün hukuki ilişkilerinde daha yüksek özen borcu altındadırlar. Banka ile müşterisi arasındaki bankacılık işlemleri her şeyden önce güven unsuruna dayanmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2015/10105 E., 2016/901
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca, sürücülerin uyması zorunlu olan trafik kuralları bulunmaktadır. Sürücüler tarafından bu kurallara uyulmaması halinde birtakım yaptırımlar mevcuttur. Ancak bazen sürücüler tarafından bu kurallara riayet edilmediği takdirde daha büyük olası kazalar meydana gelebilmekte ve bunların sonuçları da daha ağır olmaktadır. Bir sürücünün trafik kurallarına uymayarak kaza yapması ve başka sürücülerin mağdur
Ceza hukuku kurallarının uygulanması yönünden zaman büyük önem arz etmektedir. Ceza hukukunda temel prensip, yürürlüğe giren yeni bir kuralın, yürürlük tarihinden sonraki vakıalar için uygulanmasıdır. Yani ceza hukukunda kural, eylemin işlendiği tarihte yürürlükte olan yasanın derhal uygulanmasıdır. Türk Ceza Kanunu’nun 7. maddesine göre, “İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye
Doktrinde ve Yargıtayca kabul edilen tanıma göre iş kazası, ‘’işçinin, işverenin hakimiyeti altında bulunduğu sırada, onun içi ifa ettiği işten veya iş dolayısıyla dış bir sebeple aniden meydana gelen bir olay sonucu uğramış olduğu kazadır.’’ Bu bağlamda doktrince kabul gören ve mezkur tanım dikkate alındığında, iş kazasının aniden meydana gelen bir olay olduğu görülmektedir. Haksız
Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150/2-b maddesi düzenlemesine göre, araçlar da yolcunun arka koltukta emniyet kemeri takma zorunluluğu bulunmamaktadır. Sadece ön koltukta oturan yolcular bakımından emniyet kemeri takma zorunluluğu bulunmaktadır. Bu durum trafik kazalarında meydana gelen zarar yönünden önem arz etmektedir. Şöyle ki; meydana gelen bir trafik kazasında, kişinin emniyet kemeri takmadığı ve taktığı durumlarda alacağı zarar
Evlilik birliğinin devamında eşlerin birbiri yönünden korunmaya değer bir yararları bulunmaktadır. Bu yararın bulunmadığı takdirde mahkeme tarafından tarafların boşanmasına karar verilebilir. Nitekim, Türk Medeni Kanunumuz’ da boşanma sebepleri; genel ve özel boşanma sebepleri olarak ayrılmıştır. Örneğin; evlilik birliğinin temelinden sarsılması bir genel boşanma sebebi olup tarafların birbirini rencide edici, kırıcı, hakarete ulaşan bütün söz ve







